Günlük Hayatta Kullanılan İngilizce Deyimler ve Anlamları
Eylül 17, 2023
Hemen hemen her dilde deyimler ve atasözleriyle anlatımı zenginleştirmek mümkün. Tıpkı Türkçede olduğu gibi, günlük hayatta kullanılan sayısız İngilizce deyim var. Bugün günlük hayatta sıkça kullanılan İngilizce deyimleri öğreniyoruz. Yeni İngilizce deyimler öğrenerek bu dildeki anlama ve konuşma becerilerini geliştirmeye hazırsan, başlıyoruz.
İlk olarak İngilizcede deyim için “idiom” terimi kullanılıyor. Yani deyimin İngilizcesi “idiom.”
İngilizce Deyimleri Open English ile öğren
Open English’te İngilizce deyimler için özel bölüm olduğunu biliyor muydun? Bu bölümde her gün yeni bir İngilizce deyim ve anlamını öğrenebilirsin. Üstelik örnek İngilizce diyalog ve alıştırmalarla beraber!
%100 online İngilizce kursu Open English ile öğrenmeye hazırsan, bu sayfadaki iletişim formunu doldur. Mülşteri temsilcilerimiz seni kısa süre içinde arayacaktır.
İngilizce Deyimler Hakkında Bilinmesi Gerekenler
Idiom görevi gören ifadeler, tıpkı Türkçede olduğu gibi, kelimelerin cümle içinde sözlük anlamlarından dışına çıkarak yeni bir anlam üretmelerini sağlıyor. Deyimler çoğunlukla 2 ve üzeri kelimenin bir araya gelmesiyle oluşturulmuş, oldukça eski ifadeler. Aynı zamanda bir dilden diğer dile de aktarılabiliyorlar.
Bu konuyu örneklerle daha kolay anlayabiliriz. Örneğin Türkçeyede “baltayı taşa vurmak” deyimini düşünelim. Bu deyim, Türkçede pot kırmak ya da mücadele edilemeyecek bir rakiple karşılaşmak anlamlarında kullanılabilir.
Mesela şu cümleyi düşünelim: Ali’nin anlattıklarına öğretmen inanmamıştı, bu sefer baltayı taşa vurmuştu.
Bu deyimi bilen biri Ali’nin birkaç kez öğretneni kandırdığını ama son seferinde başarısız olduğunu anlar. Ama bu deyimi bilmeyen biri olsaydık, örneğin Türkçeyi yeni öğrenmiş bir yabancı gibi, bu cümleden baltayla taşa vurulduğu anlamını çıkartacaktık ve belki de ne alaka diyecektik.
İngilizce deyimler de bu şekilde kullanıllyorlar. Bazen İngilizce bir dizi ya da film izlerken veya İngilizce bir kitap okurken bunlarla karşılaşırız ve eğer anlamlarını bilmiyorsak, kafamız karışabilir. Çünkü cümle bize bir anlam ifade etmiyordur!
İngilizce deyimler ve anlamları yazımız sana bu konuda yardımcı olacak. İngilizcede en çok kullanılan deyimler ve anlamlarıyla bu dildeki becerilerini geliştireceksin.
O zaman başlıyoruz. Bu arada İngilizce atasözleri konulu bir yazımız da vardı, yan sekmeye alıp belki sonra okumak istersin.

En Çok Kullanılan 20 İngilizce Deyim ve Anlamları
En çok kullanılan İngilizce deyimler hangileri? İşte karşında 20 İngilizce deyim ve anlamları:
1 – Speak of the devil
İngilizce deyimler arasında hem negatif hem pozitif anlamına gelen bir ifade. Bahsi geçen kişinin, ondan bahsedilirken ortamda belirmesi anlarında kullanılıyor. Speak of the devil diyorsak, ya “iti an çomağı hazırla” ya da “iyi insan lafının üstüne gelirmiş” anlamı veriyoruz demektir. Bu anlam konuşma tonuyla ya konuyla alakalı olarak değişiyor.
Örnek cümleler
Hi Emre, speak of the devil, I was just telling Burcu about your new car.
Meraba Emre, iyi insan lafının üstüne gelirmiş, ben de Burcu’ya senin yeni arabanı anlatıyordum.
Where have you been Aykut! Speak of the devil, I was just telling Özlem about how I am angry with you.
Neredeydin Aykut! İti an çomağı hazırla, tam da Özlem’e sana ne kadar kızgın olduğumu anlatıyordum.
2 – A piece of cake
İngilizce deyimler ve anlamları yazımızın ikinci sırasında “a piece of cake” var. Bunun bir deyim olduğunu bilmeseydik, bir parça pastadan bahsedildiğini düşünebilirdik. A piece of cake, çok kolay olan şeyler için kullanılan bir deyim. Türkçedeki karşılığı ise “çocuk oyuncağı.
Örnek cümleler
Learning English was a piece of cake with of Open English.
Open English ile İngilizce öğrenmek çocuk oyuncağıydı.
Math is a piece of cake for me.
Matematik benim için çocuk oyuncağıdır.
3 – No pain no gain
İngilizce deyimler kullanmayı öğrendikçe bu dildeki iletişim becerilerin gelişecek. Şimdi “emeksiz yemek olmaz” anlamına gelen bir İngilizce deyim ile devam ediyoruz: No pain no gain.
Bu deyim, sıkıntı çekmeden bir şeyi başarmanın zor olduğunu anlatıyor. Yani cefasını çekmeden sefasını süremezsin gibi düşünebilirsin.
Örnek cümleler
No pain no gain! You have to practice daily to speak English fluently.
Cefasını çekmeden sefasını süremezsin! Akıcı İngilizce konuşmak için her gün alıştırma yapmalısın.
You have to train more if you want to win the next race. No pain no gain!
Gelecek yarışı kazanmak istiyorsan daha çok çalışmalısın. Emeksiz yemek olmaz!
4 – The last straw
İngilizce deyimler ve anlamları içeriğimizde “the last straw” ile devam ediyoruz. Bu Türkçede “bardağı taşıran son damla” anlamında kullanılıyor. Ayrıca “bir bu eksikti!” ya da “bu kadarı da fazla” anlamlarını ifade etmek için kullanabiliyoruz.
Örnek cümle
Losing my job was bad enough, but getting robbed at the same day was the last straw.
İşimi kaybetmek yeterince kötüydü, fakat aynı gün soyulmak bardağı taşıran son damla oldu.
5 – The elephant in the room
The elephant in the room, ortada açıkça bir problem olduğu ya da zor bir durumun yaşandığı halde, insanlar tarafından konuşulmak istenmeyen konular hakkında kullanılan bir İngilizce deyim. Basitçe Türkçe karşılığı görmezden gelen bariz gerçektir. Buna yakın bir Türkçe deyim bulamadık, sen biliyorsan yorumlara yazmaya ne dersin?
Örnek cümle
Her negative behavior toward colleagues is the elephant in the room.
Meslektaşlarına karşı olumsuz davranışı görmezden gelinen bariz bir gerçektir.
6 – Break the ice
İngilizce deyimler ve anlamlarını öğrenmeye çok yaygın olarak kullanılan bir idiom ile devam ediyoruz: Break the ice. Bu deyim, bir toplantı ya da partinin başlangıcında oluşabilen gergin ortamı rahatlatan durumlar için kullanılıyor.
Örnek cümle
He broke the ice when he joked in the meeting.
Toplantıda şaka yapınca ortamdaki gerginlik dağıldı.
7 – To compare apples and/with oranges
İngilizce deyimler ve anlamları yazımızın yedinci sırasında “comparing apples to oranges” ifadesi var. Kısaca apples and oranges olarak da kullanılıyor.
Bu deyimi Türkçede çok benzer şekilde kullanıyor ve “elmayla armudu karıştırmak” şeklinde ifade ediyoruz. Alakasız iki şey arasında bağ kurmaya ya da karşılaştırılmaması gereken durumları benzer mevzularmış gibi düşünüp aynı kefeye koymak anlamına geliyor.
Örnek cümle
You’re comparing apples with oranges. Your career is not related to this topic.
Elma ila armudu karıştırıyorsun. Kariyerin bu konuyla alakalı değil.
8 – (a) Perfect storm
Birçok kötü şeyin aynı anda meydana geldiği, çok fena durumlarda kullanılan İngilizce deyimlere bir örnek. Türkçede bu anlamı “her şeyin üst üste gelmesi” deyimiyle veriyoruz.
Örnek cümle
My father passed out last year. A month later, my mother is also gone. It was a like e perfect storm.
Babam geçen yıl vefat etti. Bir ay sonra annem de gitti. Her şey üst üste gelmişti.
9 – Costs an arm and a leg
“Çok pahalıya geldi” anlamını vermek için “costs an arm a leg” İngilizce deyimi kullanabiliyoruz. Türkçede “bir servete mal oldu” ifadesi tam olarak bu İngilizce deyimi karşılıyor.
Örnek cümle
The hotel room was so expensive, it cost an arm and a leg.
Otel odası o kadar pahalıydı ki, bir servete mal oldu.
10 – Don’t put all your eggs in one basket
Bu deyim o kadar yaygın olarak kullanılıyor ki Türkçede de modern bir deyim olarak “Tek bir sepete tüm yumurtalar konulmaz” ifadesiyle yerleşti. Bu ingilizce ifade ise bir deyimden geliyor: Put all your eggs in one basket. Türkçede tüm kaynaklarını tek bir işe yatırmak olarak düşünebiliriz. Deyimsel karşılığı ise “tek bir şeye bel bağlamak”tır.
Örnek cümle
You should apply for several jobs. Don’t put all your eggs in one basket!
Birçok işe başvurmalısın. Tek bir şeye bel bağlama!

İngilizce Deyimler ve Anlamları (11’den 20’ye)
| İngilizce deyimler | Anlamları | Ne zaman kullanılır? | |
| 11 | A picture is worth a thousand words | Bir resim bin kelimeye değer | Bir şeyi görselle ifade etmenin onu anlatmaktan daha kolay olduğu zamanlarda |
| 12 | Actions speak louder than words | Lafa değil icraate bak, ayinesi iştir kişinin lafına bakılmaz | Davranışların söylenenlerden daha önemli olduğuna inandığımızı ifade etmek istediğimiz zamanlarda |
| 13 | Don’t count your chickens before they hatch | Dereyi görmeden paçaları sıvama | Bir şeyin kesinliği olmadan ona sevinmememiz gerektiğini ifade etmek istediğimiz zamanlarda |
| 14 | Every cloud has a silver lining | Her işte bir hayır vardır | Her şeyin her zaman kötü gitmeyeceğini, mutlaka iyi şeylerinde olacağını ifade etmek istediğimiz zamanlarda |
| 15 | He is a chip off the old block | Babasının oğlu, armut dibine düşer | Bahsi geçen kişinin ailesinden bir büyüğe çok benzediğini ifade etmek istediğimiz durumlarda (fiziksel ve karakteristik özelliklerde) |
| 16 | Ignorance is bliss | Cehalet mutluluktur | Bir şeyi bilmemenin, bilmekten daha iyi olduğu durumlarda |
| 17 | Once in a blue moon | Kırk yılda bir | Çok nadiren gerçekleşen durumlar için |
| 18 | Save for a rainy day | Ak akça kara gün içindir | Kötü zamanlar ya da gelecek için para ya da benzeri meta biriktirmek istenilen durumlarda |
| 19 | The ball is in your court | Top sende (sizde) | Bir durumla ilgilenmek için karşı tarafa sıra geldiğini ifade etmek istediğimiz zamanlarda |
| 20 | There’s no such thing as a free lunch | Her şeyin bir karşılığı vardır, bedava yemek olmaz | Bedava hiçbir şeyin olmadığını ifade etmek istediğimiz durumlarda ya da her şeyin o kadar kolay olmadığını ifade etmek istediğimiz zamanlarda |
İngilizce deyimlerin sayısı binleri aşıyor. Her gün yeni İngilizce deyimler ve anlamlarını öğrenmek istersen Open English aboneliğini bugün başlat. 7/24 canlı dersler, konuşma sınıfları, ana dili İngilizce olan eğitmenler, binlerce saatlik ders içeriğini kapsayan kütüphane, telaffuz alıştırmaları, deyimler ve günlük haberler… İngilizce eğitimi ile ilgili ihtiyaç duyabileceğin her şey Open English’te seni bekliyor!
The elephant in the room, anlam olarak, türkcede ‘kral çiplak’ I animsatiyor.. Gòrünür gerçege gözümūzü kapatmak gibi.
Free cheese is only on mouse trap