Agree İle İlgili Cümleler ve Deyimsel Fiiller (Phrasal Verbs)
Mart 16, 2023
Günlük hayatta birçok farklı kişi ve durumla karşılaşıyoruz. Kimi zaman iş hayatında, kimi zaman özel hayatımızda bir karar vermemiz gerekiyor. Bu kararları verirken, çoğu zaman başkaları ile fikir alışverişi yapmak, onların düşüncelerini duymak ve nihayetinde ortak bir noktada buluşmak gerekiyor. İşte tam da bu noktada “agree” kelimesi devreye giriyor.
“Agree” kelimesi, diğer insanların fikirlerine katılmak ve aynı görüşte olmak anlamına gelir. Bu kelimenin gücü, diğer insanların fikirlerine saygı duyduğumuzu gösterir ve onların düşüncelerini önemsediğimizi ifade eder. Böylece, hem iş hayatında hem de özel hayatımızda iletişimimizi güçlendirir ve daha başarılı sonuçlar elde ederiz.
Örneğin, bir iş toplantısında, bir proje hakkında fikirler tartışılırken, “I agree with your point” gibi bir ifade kullanarak, diğer kişinin düşüncelerini takdir ettiğimizi ve desteklediğimizi ifade edebiliriz. Bu, diğer kişinin kendini daha değerli hissetmesine ve işbirliği yapma isteği artmasına yardımcı olur.
Ancak, her zaman herkesle aynı fikirde olmak mümkün değildir. Bu noktada, önemli olan nokta, farklı düşünceleri açık bir şekilde ifade edebilmek ve diğer kişilerin fikirlerine saygı duyarak ortak bir çözüm bulmaktır. “Agree” kelimesi, bir tartışmayı sonlandırmak yerine, daha yapıcı bir şekilde farklı fikirleri birleştirerek bir çözüm bulmana yardımcı olur.
Yukarıda dediğimiz gibi herkesle aynı fikirde olmak her zaman mümkün değil. ‘Disagree’ olduğunu belirtmek için de nedenini açıklamak zorundasın. Kendini ifade etme konusunda eksikliklerin varsa hala Open English ile tanışmamışsın demektir.
İstediğin Yerde İstediğin Kadar Konuşmak Mümkün!
Biliyorsun ki iş hayatında, yüksek öğretimde veya seyahatlerde, İngilizce’nin hakimiyeti giderek önem kazanıyor. Open English, senin ihtiyaçlarına uygun esnek online İngilizce eğitimi sunan online bir dil kursu.
Dilediğin yerde ve zamanda, özel derslerle birlikte online grup sınıfları sayesinde etkileşimli bir öğrenme deneyimi sunuyoruz. Bugün başla ve kısa sürede İngilizce konuşmaya başla.
Bu yazıda ‘’agree’’ kelimesi ile ilgili cümleler ve bilmen gereken phrasal verb’leri paylaşacağız.

Agree İle İlgili Cümleler
Agree kelimesiyle alakalı yeterli pratik yapman için aşağıya 20 tane örnek cümle ekledik. Cümleler kolaydan zora doğru gidiyor. Daha fazla pratik için yan taraftaki formu doldurarak hızlıca İngilizce öğrenmeye başlayabilirsin.
- I totally agree with you. – Tamamen sana katılıyorum.
- Let’s agree to meet at the restaurant. – Restoranda buluşmayı kabul edelim.
- We agreed on the price of the car. – Arabanın fiyatında anlaştık.
- The two sides couldn’t agree on the terms. – İki taraf da şartlarda anlaşamadı.
- She agreed to work on the project with me. – Bana projede çalışmayı kabul etti..
- They finally agreed to sign the contract. – Sonunda sözleşmeyi imzalamayı kabul ettiler.
- We need to agree on the details before we proceed. – İlerlemeden önce ayrıntılar konusunda anlaşmamız gerekiyor.
- They finally agreed to meet with us. – Sonunda bize buluşmayı kabul ettiler.
- I don’t agree with your assessment of the situation. – Durumu değerlendirmenize katılmıyorum.
- Let’s agree to disagree on this issue. – Bu konuda farklı fikirlere sahip olabiliriz ama kabul edelim.
- I agree with the decision to hire more staff. – Daha fazla personel işe alınmasına karar verildiği konusunda sizinle aynı fikirdeyim.
- We agreed to meet at the café at noon. – Öğlen saat 12’de kafede buluşmayı kabul ettik.
- She and I don’t always agree on everything. – O ve ben her konuda her zaman aynı fikirde olmayabiliriz.
- He agreed to pay me back the money he borrowed. – Ödünç aldığı parayı geri ödemeyi kabul etti.
- Although we don’t always agree on every detail, I think we can both see the bigger picture and work together towards our common goals. – Her ayrıntıda her zaman aynı fikirde olmasak da, büyük resmi görebildiğimizi düşünüyorum ve ortak hedeflerimize doğru birlikte çalışabiliriz.
- The two sides are still trying to agree on the terms of the contract, but both parties seem willing to compromise in order to reach an agreement. – İki taraf da hala sözleşmenin şartlarında anlaşmaya çalışıyor, ancak her iki taraf da bir uzlaşma sağlamak için istekli görünüyor.
- The two sides are still trying to agree on the terms of the contract, but both parties seem willing to compromise in order to reach an agreement. – İki taraf da hala sözleşmenin şartlarında anlaşmaya çalışıyor, ancak her iki taraf da bir uzlaşma sağlamak için istekli görünüyor.
- Despite their initial differences, the members of the committee eventually agreed on a plan of action that they believed would benefit everyone involved. – İlk başta farklı düşünceleri olmasına rağmen, komite üyeleri sonunda herkesin faydalanacağı bir eylem planında anlaştılar.
- After a long and difficult negotiation process, the two countries were finally able to agree on a trade deal that would benefit both economies. – Uzun ve zorlu bir müzakere sürecinin ardından, iki ülke sonunda her iki ekonomiye de fayda sağlayacak bir ticaret anlaşmasında anlaşabildi.
- While I agree with your overall assessment of the situation, I do have some concerns about the specific approach that you are proposing to address the issue. – Durumun genel değerlendirmesine katılırken, sorunu çözmek için önerdiğiniz belirli yaklaşımlar hakkında bazı endişelerim var.

Agree İle İlgili Phrasal Verbs
Şimdi sıra ‘agree’ kelimesi ile ilgili phrasal verb’lerde.
Agree with (something/someone) – (Bir şeyle/birisiyle) aynı fikirde olmak
Örnek: I agree with your plan to expand the business.
Agree to (something) – (Bir şeyi) kabul etmek
Örnek: The company agreed to pay the workers a higher wage.
Agree on/upon (something) – (Bir şeyde) anlaşmak, uzlaşmak
Örnek: The two sides agreed upon a new contract.
Agree with (someone) about/on (something) – (Birisiyle) bir konuda aynı fikirde olmak, uzlaşmak
Örnek: I agree with my colleagues about the importance of teamwork.
Agree to differ – Farklı düşüncelere sahip olsa da bir konuda uzlaşmış gibi davranmak
Örnek: We agreed to differ on the best way to approach the project.
Agree to do (something) – (Bir şeyi) yapmayı kabul etmek
Örnek: She agreed to help me with the presentation.
Agree with (someone) on (something) – (Birisiyle) bir konuda anlaşmak, uzlaşmak
Örnek: The team agreed with their manager on the new strategy.
Agree with (someone) to (do something) – (Birisiyle) bir şey yapmayı kabul etmek, anlaşmak
Örnek: The group agreed with the organizer to meet at the conference center.