S İle Başlayan Phrasal Verb’ler ve Türkçe Karşılıkları
Temmuz 24, 2023
Phrasal verbler, bir fiilin bir preposition (edat) veya bir partikül ile bir araya gelerek yeni anlamlar oluşturduğu yapılar olarak tanımlanıyor. Örnek olarak, “get up” (kalkmak), “take off” (kalkmak/uçmak) ve “put on” (giymek) gibi phrasal verb’leri verebiliriz.
Neden Phrasal Verb’leri Öğrenmeliyiz?
Phrasal verb’leri öğrenmenin birçok faydası var. İlk olarak, günlük İngilizce konuşma dilinde sıkça kullanılırlar. Bir konuşma sırasında phrasal verbleri kullanmak İngilizceyi daha akıcı kullanmana yardımcı olur. Aynı zamanda, İngilizce metinleri okurken veya İngilizce şarkıları dinlerken karşılaşabileceğin phrasal verb’leri anlamak, kavrama yeteneğini artırır.
İkinci olarak, phrasal verbler, sadece kelime anlamlarını öğrenmekten daha fazlasını gerektirir. Her phrasal verb, orijinal fiilin anlamından farklı bir anlam taşıyabilir. Bu nedenle, phrasal verb’leri öğrenirken, kelimenin kendisinden ziyade phrasal verb olarak nasıl kullanıldığına odaklanman önemlidir. Bu, sözcük dağarcığını genişletir ve dilbilgisel becerilerini geliştirir.
Open English İle Kolayca İngilizce Öğren!
İngilizce öğrenmek, dünya çapında iş fırsatlarına, kültürel deneyimlere ve iletişim becerilerini geliştirmeye olanak tanır. Ama özellikle phrasal verb’ler gibi dilin karmaşık yönleriyle uğraşırken, doğru rehberlik ve etkili bir eğitim önemlidir. İşte bu noktada, Open English dil kursu senin için ideal bir çözüm sunuyor!
Phrasal verb’ler, İngilizcede sıkça kullanılan ve günlük konuşmalarda yaygın olarak karşımıza çıkan ifadelerdir. Ancak, bu ifadelerin anlamını kavramak, kullanım kontekstini anlamlandırmak ve doğru bir şekilde kullanmak başlangıç seviyesindeki öğrenciler için bile zorlayıcı olabilir.
Open English, phrasal verb’leri anlamanı ve kullanmanı kolaylaştıran özel dersler ve kaynaklar sunan online bir dil kursu. Bu haliyle yoğun bir yaşam tarzına sahip olanlar için mükemmel bir seçenek. İhtiyacına uygun olarak ders saatlerini belirleyebilir ve öğrenme hızını kontrol edebilirsin. Phrasal verb’leri öğrenmek için herhangi bir zamanda ve herhangi bir yerden erişim sağlayabilirsin.
Profesyonel öğretmenlerle İngilizce çalışıp dil becerilerini geliştirmek senin elinde!
Şimdi Open English’e katıl ve İngilizce öğrenmenin keyfini çıkar!

S İle Başlayan Phrasal Verb’ler
Phrasal verb’ler serisinde bu yazıda ‘S’ harfi var. S harfiyle başlayan phrasal verb’leri senin için listeledik. Şimdiden iyi çalışmalar
Settle down (Yerleşmek)
After years of traveling, John decided to settle down in a small town.(Yıllarca seyahat ettikten sonra, John küçük bir kasabada yerleşmeye karar verdi.)
Show off (Hava atmak)
She loves to show off her new car to her friends. (Arkadaşlarına yeni arabasını göstermek için can atıyor.)
Stand out (Sıyrılmak, dikkat çekmek)
His unique fashion sense makes him stand out in a crowd. (Benzersiz moda anlayışı onun kalabalık içinde dikkat çekmesini sağlar.)
Set up (Kurmak)
They’re planning to set up their own business next year. (Gelecek yıl kendi işlerini kurmayı planlıyorlar.)
Speak up (Sesini yükseltmek)
If you have something to say, don’t be afraid to speak up. (Söyleyecek bir şeyin varsa, cesaretini topla ve sesini yükselt.)
Shut down (Kapatmak)
The company had to shut down due to financial difficulties. (Şirket, mali zorluklar nedeniyle kapanmak zorunda kaldı.)
Show up (Gözükmek, ortaya çıkmak)
He didn’t show up for the meeting, and everyone was worried. (Toplantıya gelmedi ve herkes endişelendi.)
Set off (Yola çıkmak)
We set off early in the morning to avoid traffic. (Trafiği önlemek için sabah erken yola çıktık.)
Stand up (Ayakta durmak)
Please stand up and introduce yourself to the class. (Lütfen ayağa kalk ve sınıfa kendini tanıt.)
İngilizce konuşma yeteneğini geliştirmek için tek yapman gereken yanda yer alan formu doldurmak!

Step in (Araya girmek, müdahale etmek)
The teacher had to step in and resolve the conflict between the students.(Öğretmen, öğrenciler arasındaki çatışmaya müdahale etmek zorunda kaldı ve çözüm buldu.)
Stand for (Temsil etmek)
The initials “USA” stand for the United States of America. (USA kısaltması Amerika Birleşik Devletlerini temsil eder.)
Set out (Yola çıkmak, başlamak)
We set out on our journey early in the morning. (Sabahın erken saatlerinde yolculuğumuza başladık.)
Speak out (Dile getirmek, açıkça söylemek)
It’s important to speak out against injustice. (Haksızlığa karşı açıkça konuşmak önemlidir.)
Settle for (Razı olmak)
I wanted a new car, but I settled for a used one. (Yeni bir araba istedim, ama kullanılmış bir taneyle yetindim.)
Sign up (Kaydolmak)
They signed up for the cooking class to learn new recipes. (Yeni tarifler öğrenmek için yemek pişirme kursuna kayıt oldular.)
Stand by (Desteklemek, yanında olmak)
I’ll stand by you no matter what happens. (Ne olursa olsun senin yanında olacağım.)
Switch off (Kapatmak, söndürmek)
Don’t forget to switch off the lights before leaving the room. (Odadan ayrılmadan önce ışıkları kapatmayı unutma.)
Show around (Gezdirmek, tanıtmak)
The guide showed us around the historic city. (Rehber bizi tarihi şehirde gezdirdi ve tanıttı.)
Settle in (Alışmak, yerleşmek)
It took a while for them to settle in their new home. (Yeni evlerine alışmaları biraz zaman aldı.)
Settle up (Hesabı ödemek)
Let’s settle up the bill before we leave the restaurant. (Restorandan ayrılmadan önce hesabı ödeyelim.)
İngilizce öğrenmek için en doğru yolu yan taraftaki formu doldurarak öğrenebilirsin.

Stand off (Çekişmek, mücadele etmek)
The two teams had a fierce stand off on the soccer field. (İki takım, futbol sahasında şiddetli bir çekişme yaşadı.)
Show in (İçeri almak)
The receptionist showed the visitor into the meeting room. (Resepsiyonist ziyaretçiyi toplantı odasına aldı.)
Set in (Başlamak, hüküm sürmek)
Winter has set in, and the temperatures have dropped significantly. (Kış başladı ve sıcaklıklar önemli ölçüde düştü.)
Step out (Dışarı çıkmak)
I need to step out for a moment to make a phone call. (Bir telefon görüşmesi yapmak için bir anlığına dışarı çıkmam gerekiyor.)
Show off (Gösteriş yapmak)
He always shows off his expensive watch whenever he gets a chance. (Her fırsatta pahalı saatinin gösterişini yapar.)
Set aside (Ayırmak, bir kenara koymak)
It’s important to set aside some time for relaxation and self-care. (Rahatlama ve kendine bakım için biraz zaman ayırmak önemlidir.)
Stand up for (Savunmak)
I will always stand up for my friends when they need support. (Arkadaşlarımı her zaman desteklemek için dik duracağım.)
Speak up for (Savunmak, haklarını dile getirmek)
It’s important to speak up for those who cannot speak for themselves. (Kendini savunamayanlar için ses çıkarmak önemlidir.)
Set off (Tetiklemek, başlatmak)
The alarm clock set off a loud noise, waking everyone up. (Alarm saati yüksek bir sesle çalınca herkes uyanmış oldu.)
İngilizce dil kursumuz hakkında detaylara ulaşmak için yan tarafta yer alan formu doldurabilirsin.